Organik Yönetim Modeli
Yönetimde insan odaklı teorilerin önem kazandığı bir çağdayız. Organik denilince akla gelen canlılıktır. Organizasyonların canlı kabul edildiği günümüzde yönetimin temelini de canlılık oluşturmaktadır. Canlılıktan kasıt hareketlilik ve sağlıklı bir yaşamdır. Kurumların hantallaştığı veya yolsuzluklar ile anıldıukları olaylar görülebilmektedir.
Organik Yönetim Modeli’nde insanlar çalıştıkları kurumlara büyük bir aidiyet duygusu ile bağlıdırlar. Bunu sağlayan en önemli etkenler sevgi ve güvendir.
Sevmek bir işin başlangıcından sonuna kadar olması istenen bir duygudur. Sevilmeden yapılan işler işgörenlerin hayatını olumsuz etkilemektedir. Güven ise hayatın her alanında iş yapmayı kolaylaştıran ve bir çok maliyeti ortadan kaldıran önemli bir unsurdur. Güvensizlikten kaynaklı ne çok imza attığımızın sayısı giderek çoğalmakta, evrak yığınları işyüklerini artırmaktadır.
İç Kontrol ile Organik Yönetim Modeli arasında en temel bağlantı güven ve güvencedir. İç Kontrol ile aslında hesap verme zorunluluğumuz olan kesime makul bir güvence sunmuş oluruz. Yönetici güvence beyanı ile standartların uygulandığı bir hizmet sunumu yaptığını kamuoyuna deklare eder.
Organik Yönetim Modeli’nde kurumsal misyon ve vizyonun canlı bir topluluk tarafından sahiplenildiği vurgusu Stratejik Yönetim Modeli’ndekinden daha nettir.
5018 Sayılı Kanun ile tüm kurumlar Stratejik Yönetim ve İç Kontrol sistemi ile tanışmış oldular. Birçok eylem planları yapıldı ve formalar, şemalar dolduruldu, kurumların en görünür yerlerine misyon ve vizyonlar yazıldı. Organik Yönetim Modeli ile bu yazılanların daha kalıcı, özümsenmiş ve geleceğe yönelik sağlıklı aktarımının sağlanması hedeflenebilir.
Organik Yönetim Modeli’nde insan ve insanlar topluluğunun birlikte ve beraber en iyi şekilde organize olmaları ve başarılı olmak için tamamlayıcılık rolü üstlenmeleri beklenmektedir.
İnsan makine değildir, insan bilgisayar da değildir. İnsan tek başına yaşayan bir varlık da değildir. Tüm bunlar bize organik yönetimi yani insan ve insan topluluğunun birlikte iş yapma kültürünün sevgi ve güvene dayalı bir ortamda sürdürülebilirliğinin sağlanmasını öğütlemektedir.






